Akşehir Tren İistasyonu'nda Yaşanmış Harp Hatıraları -1

Akşehir tren istasyonunda yaşanmış iki farklı acı hatıra. Biri Sarıkamış’a giden bir er, diğeri Çanakkale’de şehit düşen Hacı Mehmet’in ailesine ait acı hatıralardır.

Akşehir Tren İistasyonu'nda  Yaşanmış Harp Hatıraları -1

Bugün ilk bölüm Hacı Mehmet’in eşi Zeliha’nın Akşehir tren istasyonunda yaşadığı hatırattır. Yazacağım bu iki önemli hatıra, vatan savunmasında bulunan Akşehirlilerin ne kadar gözüpek, vatansever olduklarının da bir ispatı niteliğindendir.

Akşehir Tren Garı ile ilgili, gerek şahsım,  gerekse de değerli Araştırmacı- Gazeteci Mehmet Koç harp dönemlerinde dair Akşehir  tren İstasyonunda  yaşananlara ve genel tabloyu anlatan birkaç araştırma yazısı yayımlamıştık. Bu yazıların ardından, burada yaşanılan acı hatıraların peşine düştüm. Daha önce de kendisi ile röportaj yaptığım ve yine İstiklal harbin de dedesinin anılarına yer verdiğimiz Hafize Parlak Solmaz, Akşehirli Hacı Mehmet’in acı dolu hikâyesini bize ulaştırdı. Eşinin dedesi olan Hacı Mehmet ve eşi Zeliha’nın o dönem yaşadıkları, Türk vatanın kara günlerine şahitlik eden, eşleri, kardeşleri cepheden cepheye koşan  Türk kadınlarının yaşadıklarının bir özetidir de..  Hafize hanım,   Şehit Hacı Mehmet ile ilgili duydukları ve bildikleri şu şekildedir.
 Doğum tarihi 1877 ölüm tarihi ise 23.10. 1917’dir.  Şehit Hacı Mehmet’in öyküsünü bize kayınpederim ve şehidimizin oğlu olan Mevlüt Solmaz şu şekilde anlattırdı;
“  Ben babamı Hacı Mehmet, Eşimin dedesidir. Alt üst soy ağacımızda kendisinin doğum tarihi; 1877 ölüm tarihi hiç görmedim, Çanakkele Savaşında şehit düşmüş, o dönem soyadı kanunu olmadığı için Hacı Mehmet diye anılmış. Kendisi anne karnında hacca gittiği için böyle bir ön ad konulmuş. Babam savaşlardan önce, askerliğini yapmış. 5 tane de çocuğu olmuş. Akşehir Kileci Mahallesi, Şirin Irmak Sokakta, Yağlı Dede türbesi yanında evini yapmış. Seferberlik ilan edilence de, ilk önce Yemen’e gitmiş, ardından da Çanakkale’ye gitmiş. İşte, Akşehir tren istasyonunda ki acıklı hikâyede burada başlıyor. Babaannemiz Zeliha Solmaz, sevk kararını duyunca, pek çok Akşehirli gibi oda tren istasyonuna varıp beklemiş. Günlerce beklemişler. Ama ne gelen var ne giden. Anam Zeliha, beni evimizde bulunan eşeğin semerine bindirip öyle götürürmüş istasyonu. Yine bir gün babamı bekleyecekken benim ateşim çıkmış ve İstasyona gidememişiz. O gün Çanakkale cephesine gidecek olan ve askerleri taşıyan trende Akşehir’e gelmiş.  Babamız bizi aramış, sormuş ve benim hasta olduğum için istasyona gelemediklerini öğrenmiş. O gün orada bulunan bazı Akşehirliler, babamı kadın kıyafeti giyip kaçırabileceklerini teklif etmişler. Onun cevabı da memleketi düşman sarmışken benim evimde işim yok deyip, orada bulunanlarla vedalaşmış ve eve selam göndermiş. Sonrada gelmemiş bir daha haberi. Oralarda vatanın kutsal bağrına akıtmış kanını. Diye anlatırdı kayın pederim”